DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
A. Bahattin Yetiş
A. Bahattin Yetiş
Giriş Tarihi : 04-04-2022 16:13

BİRAZ’DA MESNEVİ 14

     
18. BEYİT :  Pişmişin hâlini, ham olan hiç anlayamaz. Bundan dolayı sözü kısa kesmez gerektir vesselâm.
Beytin orjinalinde geçen "Der-neyâbed" anlamak; "puhte" pişmiş ve olmuş demek olup, bundan kasıt, hür ve olgun olan insân-ı kâmildir. "Ham" çiğ ve olmamış demektir. Bundan kasıt da noksan insândır. Azîz Nesefî hazretleri Bülûg ve Hürriyyet risâlesinde buyurur:
"Âlemde mevcûd olan her şeyin sonu vardır ve her şeyin olgunluğu vardır; ve her şeyin gâyesi hürriyyettir. Bu söz sana ancak bir örnek ile anlatılır. Bil ki, meyve ağaçta tamam olduğu ve kendi sonuna eriştiği zaman, Araplar: "Meyve hür oldu" derler. Sonun belirtisi odur ki, bir şey kendi evveline ulaşmış ola. Kendi aslına ulaşan her şey sona erişir. Bizim indimizde hiç şüphe yok ki hep Hak'dan gelirler; ve yine Hakk'a dönerler. "Emir ondan başladı ve ona geri döner, …..."
Bundan dolayı, insân-ı kâmil, kendinin kaynağı olan Hakk'a ulaşmakla kâinât ağacının pişmiş ve olmuş bir meyvesi olur; ve onun gayrı olan insanlar da, henüz ham bir meyve halinde bulunur. Ham meyve olmuş meyvenin haline yabancı olduğundan, insân-ı kâmilin halini söz ile noksan insâna anlatmak mümkün değildir. Böyle olunca, bu bahisteki sözü kısa kesmek lâzım gelir vesselâm. 
***
Buraya kadar olan 18 beyit, bu Mesnevî-i Şerîf’in özü ve özeti olduğundan, eğer bu beyitler Mesnevî-i Şerîf’in bahislerine tatbîk edilerek şerh yapılırsa pek büyük bir hakîkatler kitabı olur. Önsözün şerhinde de belirtildiği şekilde Mesnevî-i Şerîf’in te'lifindeki sebeb şudur: Hz. Mevlânâ'nın mürîdleri, Hakîm Senaî hazretlerinin İlâhi-Nâme'sini ve Ferîdüddîn Attâr hazretlerinin Mantıku't-Tayr'ını ve Musîbet-Nâme’sini mütâlaa etmeye rağbet ederlerdi. Çelebi Hüsâmeddin hazretleri bunu görüp, Cenâb-ı Mevlânâ'ya hitâben: "Hudâvendigârım, gazellerin sırları çok oldu. İlâhi-Name ve Mantıku't-Tayr üslûblarında bir manzûm kitâb yazılmasına inâyet buyurulmuş olsa, dostlara yâdigârınız olur" dedi. Hz. Mevlânâ da "Bu fikir size gelmezden evvel, gayb âleminden böyle manzûm olarak kitâb yazılması hâtırası kalbime ilkâ olundu" buyurup, derhal sarıkları arasından bir kâğıt çıkararak Çelebi hazretlerinin eline verdi ki, o kağıtta bu 18 mübârek beyit yazılmış idi. Ondan sonra Hz. Mevlânâ Mesnevî-i Şerîf’i söylemeye başladılar.
Şurası dikkate şâyândır ki, bu son beyitte "İnsân-ı kâmilin hâlini noksan insân anlayamaz, bu hususda sozü kısa kesmek lâzımdır" buyruluyor. Bundan dolayı bizim gibi noksan insanların bu Mesnevî-i Şerîf’i okuyup, Hz. Mevlânâ'nın mübârek hallerini beyân için yazılar yazması, kendi vehim ve hayâllerimizden ibâret olur. Nitekim Hz. Pîr bu ma’nâ hakkında Fîhi Mâ Fîh'lerinin 29. Bölümünde şöyle buyururlar. "Kâmillerde "Allah'ın ahlâkıyla ahlaklanınız" ve "Onun işitmesi ve görmesi olurum" sırrı ortaya çıkar. Ve bu çok büyük bir makâmdır ki, bunun için çok büyük sözünü kullanmak dahî yanında hiç kalır. Çünkü onun azameti ayn (a) ve zı (z) ve ye (î) ve mim (m) harfleri ile anlaşılmaz. Eğer onun azametinden biraz gözükecek olsa, ne "ayn"kalır, ne de ayn harfinin çıkış yeri ve ne “zı” kalır, ne de "zı” harfinin çıkış yeri; ve ne el kalır, ne de mevcûd. Nurların askerlerinden vücûd şehri harâb olur. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm'de buyrulur “innel mulûke izâ dehalû karyeten efsedûhâ” (Neml, 27/34) yâni "Pâdişâhlar bir şehre dâhil olduğunda, o şehri harâb ederler."
Devenin biri fâre kovuğuna ayağını bastı; kovuk harâb oldu; fakat harâblık içinde bin hazîne çıktı. Beyit:
Nazmen tercüme: "Virânede gizli hazîne vardır
Ma'mure köpeklere seyrân yeri."
Ne zamanki uzun uzadıya sâliklerin makâmının şerhinden bahsettik; ulaşmışların hallerinin şerhinde ne söyliyelim? Ancak sâliklerin varış yeri vardır; fakat bunların nihâyeti yoktur. Sâliklerin varış yeri kavuşmadır; ulaşmışların varış yeri ne olur? O, bir ulaşmışlıktır ki, onun için ayrılık olması mümkün değildir. Hiçbir üzüm tekrar koruk olmaz ve hiçbir olmuş meyve tekrâr hâm olmaz….”
Ve yine Fîhi Mâ Fîh’in 4. bölümünde de şöyle buyururlar:
“Seyyid Burhâneddin (k.s.) söz söyler idi.
Birisi dedi ki: Senin medhini filân kimseden işittim.
Buyurdular ki: Göreyim o filân nasıl adamdır; onun beni tanıyıp medhedecek mertebesi var mıdır? Eğer o, beni söz ile tanımış ise, şu halde beni tanımamıştır. Çünkü bu söz ve bu harf ve ses ve bu dudak ve ağız kalmaz; bütün bunlar arazdır. Ve eğer fiil ile tanımış ise, yine böyledir. Ve eğer benim zâtımı tanımış ise, o zaman bilirim ki, o benim medhimi edebilir; ve o medh, benim medhim olur. “
Şimdi, bu 18. beyitten sonra, Hz. Pîr, noksan insânın kemâli için lâzım olan vasiyetlere başlarlar.
Kaynak: Mevlânâ Celâleddîn Rûmî Mesnevî-i Şerîf 1.Cilt 1.Kitap Ahmed Avni Konuk Tercüme ve Şerhi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Alanyaspor00
  • 3Antalyaspor00
  • 4Başakşehir FK00
  • 5Beşiktaş00
  • 6Fatih Karagümrük00
  • 7Fenerbahçe00
  • 8Galatasaray00
  • 9Gaziantep FK00
  • 10Giresunspor00
  • 11Hatayspor00
  • 12İstanbulspor00
  • 13Kasımpaşa00
  • 14Kayserispor00
  • 15Konyaspor00
  • 16MKE Ankaragücü00
  • 17Sivasspor00
  • 18Trabzonspor00
  • 19Ümraniyespor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA