GÜNCEL
Giriş Tarihi : 04-06-2022 16:20

DEMOKRASİ VE BİRLİK DERNEĞİ KURULDU EVET, KÜRT DE BİZİZ, TÜRK DE BİZ

AK Parti 24. dönem Adıyaman 25.26.dönem İstanbul eski Milletvekili Mehmet Metiner’in Başkanlığını yaptığı Demokrasi ve Birlik Derneği (DEMBİR-DER) kuruldu

DEMOKRASİ VE BİRLİK DERNEĞİ KURULDU    EVET, KÜRT DE BİZİZ, TÜRK DE BİZ

 

Derneğin kuruluşunun Anadolu topraklarının kardeşlik çizgileri ve anlayışı içerisinde bir arada yaşama ve ırkçılıktan uzak bir tavır sergilemek olduğunu vurguladı.

Demokrasi ve Birlik Derneği (DEMBİR-der) kuruluş amacı ve misyonunu belirten Metiner Türk ve Kürt ayrımı yapmanın bir ihanet olduğunu belirtti.

Metiner açıklamasına, "Em Kurd’ın, em Tırk’ın, Em yek in, em birayen hev in! Zimane Tirki ye me ye, u zimane Kürdi ye me ye, Zimane me cüda ya, kibleya mı yeke! Kürt de biziz, Türk de biz, Biriz biz, kardeşiz biz! Kürtçe de bizim, Türkçe de bizim, Dilimiz ayrı, kıblemiz bir bizim! Hevale heja, xoçka delal, hemu hun be ğerhat in, serseran ser cavan! Değerli arkadaşlar, kıymetli hanımefendiler, hepiniz hoş geldiniz, baş göz üstüne geldiniz!" ifadeleriyle başladı.

 

"Evet, Kürt de biziz, Türk de biz"

Metiner yaptığı açıklamada, "Konuşmamın başında Kürtçe ve Türkçe aktardığım dizeler Demokrasi ve Birlik Derneğimizin kuruluş amacını gayet özlü bir biçimde ortaya koyuyor. Evet, Kürt de biziz, Türk de biz.  Bu ülke hepimizin. Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için varız. Ülkeye aidiyet ve sadakat duygusu ancak bu anlayış temelinde oluşur ve kök salar. Gayrısı nankörlük ve köksüzlüktür. Bu ortak vatanda hepimiz sahip konumundayız. Hiç birimizin bir diğerine üstünlüğü yok. Hiç birimizin bir diğerinden imtiyazı yok. Kürdü kendinden bilmeyen Türk’e Türk demeyiz. Türk’ü kendinden bilmeyen Kürd’e de Kürt demeyiz. Bu vatan hepimizin. Bu vatanın altında hepimizin ataları yan yana yatıyor. Ortak düşmana karşı vatanımızı birlikte savunduk. Birlikte vuruştuk. Birlikte kan döktük. Bir toprak parçasını vatan kılan, o toprak parçası uğruna dökülen kanlardır. Şehitlerimizin kanlarıyla yoğrulmuş bu aziz vatan, hepimizin ortak vatanıdır. Ay yıldızlı bayrağımızın hepimizin rengini ve değerlerini taşır. Şehit atalarımızın din u iman ve vatan için döktükleri kanı sembolize eder. Ay yıldızlı bayrak, bağımsızlığımızın ve boyunduruk altına alınamayacağımızın resmeder. Ay yıldızlı bayrak, hepimizindir. Hepimizin ortak sembolüdür." Dedi.

 

"Bu devleti biz birlikte kurduk"

 

Metiner açıklamasının devamında, "Bu devlet hepimizin devletidir. Kim ki bu devlet sadece Türklerin devletidir derse bölücülük yapmış olur. Türk ve Türklük adına bu tür iddialarda bulunmak, bilesiniz ki Türk'le ete kemiğe bürünmüş anlam ve maneviyat dünyamıza darbe indiriyor demektir. Türk tanımının ırksal bir tanımlamanın ötesinde İslamiyet'le büründüğü o birleştirici anlam dünyasını ortadan kaldırdığınızda geriye sadece ruhsuz bir beden kalır. İslamiyet'in o birleştirici anlam dünyasıyla özdeşleşmiş Türk tanımını tahrif ederek Kürd’ü öteki görenler bilsinler ki en büyük bölücülüğü bu ülkenin başına onlar bela etmişlerdir. O belanın yol açtığı sorunlarla ne yazık ki hala cebelleşip duruyoruz. Türkiye’nin Kürtleri bilsinler ki Türklerin kahir ekseriyeti Türk’ü İslamiyet'in o bütünleştirici anlam zemininden soyutlayıp kof bir ırki bedene dönüştürenleri kendilerinden bilmezler. Kürdün varlığını inkar eden, dilini yasaklayan, kültürünü yok varsayan o eski Türkiye’ye ait inkarcı ideolojisi, bilesiniz ki aynı zamanda Kürdü Türk ile birleştiren o anlam dünyasını da yok etmeye çalışan bir ideoloji idi. O yüzden Türkiye’nin Kürtleri Türk ve Türklük adına ortaya konan o inkarcı ve asimilasyoncu politikaların gerçek Türk ve Türklükle alakalı olmadığını bilirler. O yüzdendir ki Türkleri düşmanlaştıran etnikçi-bölücü yaklaşımlara Türkiye’nin Kürtleri kahir ekseriyet olarak asla itibar etmezler. Kürtleri Türklerin hasmı veya Türkleri Kürtlerin hasmı kılmak isteyen o bir avuç ırkçı zümre o yüzden amaçlarına ulaşamadılar. Asla ulaşamayacaklar da. Kürtlere yönelik o acımasız inkar dönemlerinin Türklerle hiçbir alakasının olmadığını söylemek bile gereksiz. Zira o dönemin en büyük mağdurları ait oldukları o anlam dünyası ve değerler manzumesi dolayısıyla Türkler olmuştur." İfadelerini kullandı.

 

"Bu ülkede yaşayan herkes birinci sınıf vatandaştır"

 

Yaşanan zulümlere değinen Metiner, "Şayet bu devlet öyle iddia edildiği gibi yalnızca Türklerin devleti olmuş olsaydı o tek parti döneminde Türkler inançlarından ve yaşam tarzlarından dolayı asla baskı ve zulüm görmezlerdi. Ne yazık ki gördüler. Hem de acımasız bir şekilde. Kürtler ve Türkler bu ülkede o devrin ideolojisi gereği zulmü eşit olarak yaşadılar. Sadece Kürtler iki kat daha fazla yaşadılar o zulmü. Çünkü Kürtlerin etnik aidiyetleri de bir tehdit olarak görüldü. Türkler etnik aidiyetleri dolayısıyla değil ama dini inançları ve yaşam tarzları dolasıyla değiştirilip dönüştürülmek istendi. Aynı zulmü dindarlıkları dolayısıyla Kürtler de yaşadılar. Çünkü dönemin ideolojisi bu açıdan Türk’e imtiyaz tanıyan bir ideoloji değildi. Çok şükür o dönemler tarih oldu.İnkar dönemi bitti. Asimilasyon politikaları tüm utancıyla tarihe uğurlandı. Artık Kürtlerin varlığını inkar eden, dilini ve kültürünü yasaklayan bir devlet anlayışı yok. Kürdü kendinden bilen ve Kürdün dilini de kendi dili gibi aziz bilen bir Türk anlayışı, bir yönetim anlayışı var. Çok şükür kendi milletinin inançlarını, değerlerini ve yaşam tarzını beğenmeyen, beğenmediği için de zorla yukarıdan aşağı yöntemlerle değiştirmeye kalkışan bir devlet anlayışı yok artık. Bu çok önemli bir devrimsel değişimdir. Bu devrimsel değişimi gerçekleştirenleri yürekten selamlıyoruz. Bu değişimi kalıcı ve anlamlı bir birlikteliğe dönüştürmenin vaktidir diyoruz. Değilse farklılıkları tekrar düşmanlığa dönüştürmek isteyen o pusuda bekleyenlerin değirmenine su taşımış oluruz." Şeklinde konuştu.

 

"Bu ülkede yaşayan herkes birinci sınıf vatandaştır"

 

Metiner daha sonra, "Demokrasi ve Birlik Derneği (DEMBİR-DER) işte bu tuzağı kırmak amacıyla kurduğumuz bir dernektir. Demokrasi ve Birlik Derneği’nin varlık sebebi adında saklıdır. Biz demokrasiyi derinleştirmeye çalışacak olan bir derneğiz. Bizim demokrasi anlayışı hiçbir amanın arkasına sığınmayan ilkeli bir anlayışa yaslanmaktadır. Biz herkes için özgürlük istiyoruz. Bu ülkede yaşayan dini, dili, ırkı, mezhebi, ideolojisi ve yaşam tarzı ne olursa olsun herkes için koşulsuz demokrasi istiyoruz. Kendisi için istediğini başkası için isteyen, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamak gerektiğine inanan ilkeli bir demokrasi anlayışını hayata geçirmediğimiz sürece bu ülkede hep birlikte kazanamayız. Bu ülkede yaşayan herkes birinci sınıf vatandaştır. Temel hak ve özgürlüklerde eşit olan bir demokratik vatandaşlık anlayışı, derneğimizin olmazsa olmaz önemde gördüğü bir anlayıştır. Bu konuda asla ikircikli olmayacağız. Demokratik vatandaşlık anlayışı bizim için ne kadar önemliyse, aynı dine ve değerler manzumesine sahip olmaklığın getirdiği kardeşlik anlayışı da bir o kadar önemli ve gereklidir. İkisini birbirinin karşıtı olarak değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüyoruz. Farklılıkları tehdit unsuru olarak gören zararlı anlayışlara ne kadar karşı isek farklılıkları çatışmaya dönüştüren kimlik siyasetlerine de bir o kadar karşıyız. Kimlik inkarına karşıyız, lakın kimlik siyaseti üzerinden ayrıştıran ve çatıştıran anlayışlara da karşıyız. Biz demokratik kimlik siyasetinden yanayız. Yani herkesi kendi eşiti olarak gören, çoğulculuğa ve özgürlüğe yaslanan, farklılıkların kabulü üzerinden vahdet/birlik anlayışını esas alan bir demokratik kimlik siyasetinden yanayız." dedi

 

"Ne aynıyız ne gayrı, hem aynıyız hem gayrı"

 

Birlikte yaşamanın önemine değinen Metiner, “Ne aynıyız ne gayrı, hem aynıyız hem gayrı!” diyen, vahdet içinde kesreti, kesret içinde vahdeti içkin bir kimlik siyasetini olmazsa olmaz önemde görüyoruz. Nazım Hikmet’in dediği gibi diyoruz: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.' Hucurat suresinde yüce Rabbimiz şöyle der:

'Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin' Kürtler ve Türkler birbirlerinin kardeşidirler.Varsa orta yerde bir sorun, bir yanlış anlama veya anlaşılma bize düşen kardeşlerin arasını bulmaktır. Onları yeniden güçlü bir şekilde kardeşleştirmektir. Demokrasi ve Birlik Derneğimizin en temel amacı budur. Bu amaç öylesine kutsal bir amaçtır ki sadece iki kardeş topluluğu birbirine ayrılmaz bağlarla rapt etmeyi içermez, aynı zamanda ülkemizi de güçlü yarınlara taşır.Yine Hucurat suresinde Rabbimiz şöyle buyurur: 'Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve dişiden yarattık, birbirinizle tanışasınız ve bilişesiniz diye farklı topluluklara ve kavimlere ayırdık. Allah katında en üstününüz en çok takva sahibi olanınızdır.' İfadlerini kullandı.

 

"Hepimiz bir tarağın dişleri gibi müsaviyiz"

 

Metiner kardeşlik esaslarına vurgu yaparak, "Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise Veda Hutbesi’nde bu çerçevede şu evrensel insani öğretiyi kor önümüze: “Ey insanlar! Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” Demokrasi ve Birlik Derneği olarak işte bu öğretiyi esas alıyoruz biz. Irkçılık ideolojisinin bir imtiyaz ideolojisi olarak başkalarını ötekileştiren ve dolayısıyla düşmanlıkları körükleyen bir insanlık suçu olduğuna inanıyoruz. Bizim nezdimizde etnik anlamda hiç kimsenin bir diğerinden üstünlüğü yoktur. Hepimiz bir tarağın dişleri gibi müsaviyiz. Kim hangi haklara sahipse öteki de aynı haklara sahiptir. Gayrısı haksızlıktır. Demokratik vatandaşlık anlayışına da terstir, dini kardeşlik anlayışına da. Kendini bir Türk’ten üstün gören, Türk’ü kendisinin düşmanı gören ırkçı Kürtçü anlayışa karşı olduğumuz gibi kendini bir Kürt’ten üstünden gören, Kürdü de düşman addeden ırkçı Türkçü anlayışa da karşıyız.Hiç birimiz içine doğduğunuz etnik aidiyetlerimiz dolayı değerli veya değersiz değiliz. Değer ideolojisini etnisite/ırk/kavim üzerinden kuranlar bizim anlayışımıza göre insanlığı değersizleştirirler. O yüzden Demokrasi ve Birlik Derneği adına yaraşır bir demokrasi anlayışını savunduğu gibi adına yaraşır bir birlik anlayışını da savunmayı baş ilke edinir." Dedi.

 

"Tarihte Türkler ve Kürtler birlik olup nice zaferlere beraber imza attılar"

 

Metiner daha sonra, " Türklerin ve Kürtlerin birlikteliği hem din i mübini İslama, hem de her iki kardeş topluluğa çok şey kazandırdı. Bu dini ve tarihsel kardeşliğin önemini bilmeyenlere hatırlatırız ki, bizim için Eyyüb’ün oğlu Kürd Selahaddin ne kadar önemliyse Türk Fatih de o kadar önemlidir. Selahaddin ne kadar biz isek, Fatih de o kadar biziz, biz! Selahaddin’i Fatih’in, Fatih’i Selahaddin’in karşısına dikmek isteyenler karşılarında bizi bulurlar, biline! Bu ülkenin Kürtleri ve Türkleri olarak Selahaddinlerin ve Fatihlerin ruhuyla yeni bir birliktelik kurmanın, bir başka deyişle, o tarihsel birlikteliği bugüne daha anlamlı bir biçimde taşımanın yollarını bulmak için “Sefer Bismillah” diyoruz. Birlik anlayışımız budur bizim. Tarihe sığınmıyoruz. Geçmiş geçmişte kaldı. Lakin herkese kazandıran ve herkesi çok daha güçlü kılan o tarihsel ittifakı günümüze taşımak, geçmişten medet ummak anlamına gelmediği gibi geçmişi diriltmeye çalışmak anlamına da gelmemektedir. Biz kökü mazide olan bir ati olmaklığın gereğine uygun bir birlik projesini hayata geçirmenin, hem Türkiyemizi güçlendireceğine, hem de bizi birbirimizi düşürerek yok etmeye çalışan şer odaklarının oyunlarını bozabileceğimize inanıyoruz." Şeklinde konuştu.

 

"O yüzden Türkiye’nin Kürtleri ifadesini çok önemsiyoruz"

 

Emperyalistlerin oyunlarının farkına varmak gerektiğini belirten Metiner, "Bu ülkenin Kürtlerini Amerika’nın Kürtlerine dönüştürmek ve ABD başta olmak üzere başkaca Türkiye düşmanı emperyalist güçlerin paramiliter unsurlarına dönüştürmek isteyenler bilesiniz ki Kürtlere en büyük zararı vermektedirler. Biz hiç kimsenin Kürdü değiliz. Olmadık. Olmayacağız. Biz Türkiye’nin Kürtleriyiz. Türkiye bizim devletimiz. Türkler de bizim kardeşimizdir. Çok açık söylüyoruz: Türk’ü kendinden bilmeyen, Türkçe’yi kendi dili olarak görmeyen bir Kürd’ü kendimizden bilmeyiz biz. Kürd’ü kendinden bilmeyen, Kürtçe’yi kendi dili olarak görmeyen bir Türk’ü de kendimizden bilmeyiz biz. Kürdle Türk’ü aynı damarda dolaşan kan olarak gören Türklere ve Kürtlere selam olsun! Bizim Kürtlük anlayışımız da, Türklük anlayışımız da işte bu temelini kutsallarımızdan ve tarihsel geçmişimizden alan birlik anlayışını içkindir." Dedi.

 

"Gayrı düşünenlerden beriyiz biz"

 

Metiner kardeşliğin önemine değienerek, "Irkçılığın her türünü ayaklar altına alarak bir bedenin uzuvları gibi tek yürek ve tek ruh olarak bütünleşen bir birlik anlayışının savunucularıyız biz. O yüzden derneğimizde Kürt ve Türk kardeşlerimiz bir aradalar. Bu ülkenin, bu coğrafyanın gereksinimiz duyduğu bu birlik anlayışını hayata geçirmek için bir aradayız. Birlikte birbirimize ve ülkemize kazandırmak için bir aradayız. Birlikte yeniden başaracağımıza yürekten inananların adresidir Demokrasi ve Birlik Derneği. O yüzden bir hareketin adıdır Demokrasi ve Birlik Derneği; sıradan bir derneğin adı değil. Ve en gür sedamız haykırıyoruz:Biz birlikte Türkiye’yiz!" dedi.

 

"Kürt Sorunu Çözüldü, Sıra Kürtlerin Sorunlarının Çözümünde"

 

Metiner, "Çok şükür Kürt sorunu çözüldü. Etnik inkardan kaynaklanan Kürt sorunu çözüldü lakin Kürtlerin kimi sorunları yerli yerinde duruyor. Şimdi sıra bu demokrasi ve birlik anlayışıyla o sorunların çözümüne geldi.Demokrasi ve Birlik Derneği olarak paradigmamız bu bizim: Evet, Kürt sorunu yok artık ama Kürtlerin sorunu var ve onu sorunları çözerek Türkiye’nin Kürtlerini terör örgütünün ve siyasi uzantısının istismarından kurtarmamız şart! Bu konuşmada uzun boylu değinecek değilim elbette. Sadece şu kadarını söylemek isterim ki, etnik kimlik inkarının yol açtığı Kürt sorununun olduğu eski Türkiye’de, o sorundan beslenerek dağa çıkan terör örgütüyle yapılan yanlış mücadele yöntemleri dolayısıyla milyonlarca Kürt mağdur edildi. İç göçler yaşandı.Kürtler evlerini barklarını, köylerini yurtlarını bırakarak büyük şehirlerin çeperlerine sığındılar. Beraberlerinde yaşadıkları travmaları getirerek. Devlet ilgilenmedi onlarla. Onlar geldikleri yerde tekrar o terör örgütünün ve siyasi partisinin kucağında kaldılar. Onların istismarına açık halde bırakıldılar.Devlet ilgilenmeyince onlarla ilgilenenler onları tekrar kriminal unsurlara dönüştürdüler.Onların evlatları perişan oldular. İş bulamadılar. Dışlandılar. Evladı dağda ölmüş veya kızı içerde diyerek PKK’lı diye dışlanan aileler kaçınılmaz olarak PKK’nın ve partisinin kucağına düştüler." İfadelerini kullandı.

 

"Yeni yetişen nesiller öfkeyle büyüdüler büyük şehirlerde"

 

Metiner açıklamasında, "İşte Diyarbakır Anneleri’ni görüyorsunuz. HDP marifetiyle dağa götürülen evlatlarını istiyorlar. O Kürt annelerin yürekleri yanıyor evlatları için. Devlet için de zor, o anneler için de zor. Evlatlarına kavuşamadan ölüm haberleri gelirse ne yapsın o anneler? Peki elinde silah olan o Kürt çocuklarını gördüğünde devlet ne yapsın? Zor bir süreç. Sonuçta o Kürt annelerin evlatları dağda vuruşturuluyorlar. Bilinçli gidenler var, kandırılarak dağa götürülenler var. Bir fırsatını bulduğunda kaçanlar var, kaçmak için fırsat kollayanlar var. O evlatlar öldüğünde Kürt anne ve babanın yüreğinin yanmaması mümkün mü? Yaralı bir toplum var.Dışlandığını düşünen bir toplum… Onlara yönelik kazanımcı siyasetleri eksene almamız şart. Evlatları dağda diye veya evlatları hapiste diye aileleri geçmişte PKK’lı diye damgalayanlar ne yazık ki PKK’nın ekmeğine yağ sürdüler. PKK’nın siyasi partisinin sosyolojik tabanını genişlettiler. Şimdi bu gerçekliği görerek yeni bir kazanım sürecini başlatmamız lazım. Kucaklayıcı ve kazanımcı politikaları hayata geçirmemiz lazım. Demokrasi ve Birlik Derneği olarak biz bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Terörle mücadeleyi sadece teröristle mücadeleye indirgeyici yaklaşımlar kaybettirir. Terörle mücadele aynı zamanda kazanmayı da esas alan bir mücadeledir. Bizim varlık nedenlerimizden biri de bu işte budur diyorum." Dedi.

HDP'nin kürtleri temsil etmediğini belirten Metiner "Bir başka varlık nedenimiz de şu bizim: Eski Türkiye’de devlet-örgüt arasında sıkışıp kalan Kürtler, devletin inkar, asimilasyon ve baskı politikalarından vazgeçmesiyle birlikte sadece PKK’nin silahlı vesayetiyle karşı karşıya kaldılar. Bugün Türkiye Kürtlerinin gerçek anlamda özgürleşmesinin önündeki en büyük engel, PKK’nın ve partisi HDP’nin varlığıdır. PKK’nın Kürtler üzerindeki silahlı boyunduruğu ve HDP’nin silaha yaslanan siyasi vesayeti son bulmadıkça Kürtler arasında gerçek anlamda demokrasi neşv ü nema bulamaz. O yüzden Demokrasi ve Birlik Derneği olarak Kürtlerin demokratik tercihleri önünde silahlı ve siyasi engel oluşturan bariyerlerin kaldırılmasını olmazsa olmaz önemde görüyoruz. Bunu gerçekleştirmek için yapılması gerekenler var elbette. Kürtlerin gerçek sorunlarını çözerek onları PKK ve partisi HDP’ye mecbur ve mahkum olmaktan kurtarmak, dahası PKK/HDP canibinin silahtan gücünü alan tehditlerini sonlandırmak. Her ikisi bir arada yürümezse bu amaç gerçekleşmez diyoruz." dedi

 

"Terörün her türlüsüne karşıyız"

 

Çok açık bir dille belirtmek isteriz ki, bizler etnik ve siyasi bölücülüğe koşulsuz karşıyız. Kürtler için ayrı devlet talebinde bulunanları zinhar kendimizden bilmeyiz. Etnik-idari federasyon veya otonomi taleplerini bu ülkenin gerçeklerine uymayan, son tahlilde Kürtlere ve Türklere kaybettirecek zararlı talepler olarak görüyoruz. Terörün her türlüsüne karşıyız. Hiç bir gerekçenin terörü-şiddeti meşrulaştırmayacağına inananlardanız. Demokratik diyalojiyi esas alan bir anlayışa sahibiz. Sorunların sadece ve yalnızca siyasi kanallar ve demokratik diyalog yollarıyla çözümlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Sırtını teröre ve silaha dayanan siyaset anlayışını gayrı meşru addediyoruz. Teröre koşulsuz bir biçimde karşı olduğumuz gibi terörün siyasetine de amasız ve fakatsız karşı olduğumuzu beyan ederiz. Gücünü silahtan alan bir siyaset anlayışı veya sırtını silaha yaslayan bir siyaset anlayışı Türkiye’nin Kürtlerinin hem davasına zarar verir hem de Türkiye Kürtlerine gayrı gözüyle bakılmasına sebebiyet verir. Türkiye Kürtlerinin PKK/HDP üzerinden okunmasından son derece rahatsızız. 

 

"Türkiye’nin Kürtlerinin temsilcisi ne PKK’dır ne HDP’dir.

 

Kendisi gibi düşünmeyen ve kendi ideolojilerine ve terör yöntemlerine karşı çıkan Kürtleri imha edilmesi gereken düşman/hain olarak gören PKK/HDP ideolojisi, demokrasi ve barış için bir tehdit olduğu gibi Kürtler için de safi zarardır. Kürtlere kan ve göz yaşından başka bir şey sağlamayanların Kürtlük iddiaları ne kadar trajik ise, Irak’ın Kürt yönetimi ile Bağdat rejimi karşı karşıya geldiğinde  Irak Kürtlerinin düşmanlarının yanında saf tutanların Kürtlük iddiaları da bir o kadar çelişkili ve trajiktir. İran’ın milis güçleriyle Irak’taki Kürt bölgesel yönetimine karşı vuruşan terör örgütünün Kürtlük iddiası ne kadar çelişkili ise onun siyasetine soyunan ve kendini Kürtlerin temsilcisi olarak gören partinin bu duruma destek çıkan tutumu da bir o kadar çelişkili ve trajiktir. Suriye’nin kuzeyine evvela Esed rejimi tarafından yerleştirilen, sonrasında ABD’nin himayesinde palazlandırılan örgütün Barzani yanlısı yüzbinlerce Kürdü yerinden yurdundan eden, onların kanaat önderlerini öldüren tutumu da Kürtlük adına çelişkili ve trajiktir.  Diyeceğimiz o ki, PKK ve HDP üzerinden Kürtlük okuması yapanlar bin düşünmelidirler.

 

Kürtler homojen değildir.

 

Metiner kürdler hakkında yaptığı açıklamada, "Demokrasi ve Birlik Derneği olarak bizler bu Kürt ve Kürtlük iddiası üzerinden yapılan temsiliyet iddiasını reddediyoruz. Kürtler homojen değildir. Kürtlerin tercihleri farklı farklıdır. Biz hiçbir Kürdü teröre ve bölücülüğe yönelmediği sürece dışlamak gerektiğine inananlardan değiliz. Siyasi tercihi, düşüncesi, ideolojisi ve yaşam tarzı ne olursa olsun her Kürdü kendimizden biliriz. Onların hukukunu hukukumuz biliriz. Bizim bir ölçümüz var dostlar. O da şudur: Zulme ve haksızlığa kim uğrarsa uğrasın safımız ondan yanadır. Ne mazlumun dinine bakarız ne de ırkana. Zalim de kim olursa olsun karşısında dimdik durmak gerektiğine inanırız. Demokrasi ve Birlik Derneği olarak bizler bu ülkede her türlü zulme ve haksızlığa karşı çıkacağımızı bu vesileyle duyurmak isteriz. Derneğimiz, demokrasi arayanların adresi olacaktır. Derneğimiz, birlik arayanların adresi olacaktır. Derneğimiz, tüm mazlumların adresi olacaktır. Zalimler korksunlar bizden. Konuşmamı bir müjdeyle bitirmek istiyorum. Sadece dernek olarak kalmayacağız. Aynı zamanda bir vakıf olarak da yolumuza devam edeceğiz. Kuracağımız Demokrasi ve Birlik Vakfı’yla inşallah zeki ve başarılı Kürt öğrencilerimiz için yurtlar inşa edeceğiz. Kız ve erkek öğrenci yurtlarının yanısıra burslar temin ederek o evlatlarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmelerini sağlayacağız. Başkaca projelerimiz var elbet. Vakti gelende duyururuz elbet. Hayallerimiz var. Ülkülerimiz var. Bu ülkenin Kürtlerine ve Türklerine kazandıracak, ülkemizi çok daha güçlü yarınlara birlik içinde taşıyacak davamız var bizim. Rabbim utandırmasın bizi diyorum. Bu yolda hepinizin desteğine ihtiyacımız var diyorum. Bu ülkenin Kürtlerine ve Türklerine çağrımız var bizim:Gelin aynı düşünüyorsak bedenlerimizle birlikte yüreklerimizi de bütünleştirip beraber mücadele edelim. Bizimle birlikte olmaya çağırıyorum sizleri" dedi.

DEMOKRASİ VE BİRLİK DERNEĞİ: AMACIMIZ VE ANLAYIŞIMIZ…

genel merkezi İstanbul’da olan DEMOKRASİ VE BİRLİK DERNEĞİ’ni (DEMBİR-DER) Kurucular Mehmet Metiner, Cemal Kaya (Ağrı Eski Milletvekili-İşadamı), Fatma Salman (Ağrı Eski Milletvekili), Kutbettin Ömeroğlu (İşadamı), Mehmet Karataş (TV Muhabir), Engin Akel ( Eczacı), İrfan Karataş (İşadamı)

 

 

AdminAdmin