RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 26-10-2021 20:38   Güncelleme : 26-10-2021 20:42

PROF. DR. İSMET EMRE: ADIYAMANLI OLMANIN GURURUNU VE KEYFİNİ YAŞIYORUM

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı hemşerimiz İsmet Emre Adıyaman'ın tarihi ve kültürel miraslarıyla birlikte ciddi anlamda tanıtılması gerektiğini belirtti.

 PROF. DR. İSMET EMRE: ADIYAMANLI OLMANIN GURURUNU VE KEYFİNİ YAŞIYORUM

 

 

 

 

 

 

.

 

Çeşitli ziyaretlerde bulunmak için Adıyaman'a gelen Emre, Adıyaman'da Halkınsesi Gazetemize yaptığı ziyarette Adıyaman'ın tanıtılması ve turizmde hak ettiği yeri alması için herbir Adıyamanlının tanıtıma katkı sunması gerektiğini belirtti.

 

İsmet Emre kimdir?

 

Kendini kısaca tanıtan Emre "Ben Adıyaman Besni doğumluyum ama uzun süre Gölbaşı'nda ikamet ettiğimiz için çevrem beni Gölbaşı'lı olmakla bilir. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunu olduktan hemen sonra Cumhuriyet Üniversitesi'nde araştırma görevliliğine başladım. 2006’da doçent olduktan sonra Malatya İnönü Üniversitesi’ne geçtim ve orada rektör danışmanı olarak çalıştım. 2011’de Bartın Üniversitesi edebiyat fakültesi dekanlığı görevine başladım ve üç yıl sürdürdüm.  Sonrasında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nde Dil Bilimi bölüm başkanlığı yaptım ve 2015-2017 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı görevini icra ettim. 2017 yılında Gazi Üniversitesine geçtim ancak üniversite ikiye ayrılınca Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Halihazırda Polatlı Fen Edebiyat Fakültesi dekanlığı görevini yürütmekteyim. Türk Dil Kurumu bilim kurulu üyesiyim, Milat Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapıyorum. Aynı zamanda perspektif online’da ve Türkiye’nin belli başlı dergilerinde şiir, öykü, deneme, bilimsel makale alanlarında yazılar yayımlamaktayım. Lise ikinci sınıfta başladığım yazarlık serüvenim yaklaşık kırk yıldır devam ediyor. Roman, hikâye, şiir, deneme, şehir estetiği, günlük ve bilimsel içerikli olmak üzere yayınlanmış 43 kitabım bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı müfredatının hazırlanmasında editörlük, ortaöğretim 1. sınıfları için  Yazarlık ve Yazma Becerileri adlı kitabın hem editörü hem deyazarıyım. Yüzlerce dergi, onlarca gazete ve binlerce yazıda hayatın güncel akışına yönelik dikkatlerden şehir estetiğine, tarihten psikolojiye, eğitim bilimlerinden sosyoloji ve felsefeye, siyaset biliminden senaryo yazarlığına kadar insanı doğrudan ilgilendiren her konuyu düşünmeye, kayıt altına almaya ve yazmaya dair bir içgüdü oluşturmaya gayret gösterdim ve her fırsatta düşündüklerimi yazdım. Bana göre doğmak, gözlerini hayat kütüphanesinin içine açmaktan farksız. Hayattaki en büyük keyfim okumak, düşünmek ve yazmaktır.” dedi.

 

"Adıyamanlı olmanın gururunu ve keyfini yaşıyorum"

 

Adıyamanlı olmanın ayrı bir güzellik olduğuna vurgu yapan Emre, "Adıyaman pek çok bakımdan sadece Türkiye'nin değil bence insanlığın bugüne kadar geçirdiği bütün medeniyet birikiminin merkezinde yer alan şehirlerden biri. Topraktan gelen insanın toprağa özlem duyması ve bağlılığı bir tarafa bırakılsa bile doğduğu yeri derisinin altına yerleştirip onu gittiği her yere taşıması olağanüstü büyüleyici. Ben de bir Adıyamanlı olarak nereye gidersem gideyim, hangi beldeye uğrarsam uğrayayım içimde Adıyaman’ı taşıyor ve mekanlara oradan bakıyorum. Bu oldukça güzel bir duygu. Bedenini taşımak ile memleketini taşımak ve içinde büyütmek birbirine çok benziyor. Elbette Adıyamanlı olmanın keyfi ve fiyakası ayrı. Fiziksel özellikler bakımından Karadeniz’i anıştırdığı yerleri de var Ege’ye özgü olan tarafları da Akdeniz’i hatırlatan beldeleri de var, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’yu tahattur ettiren kısımları da… Bu yönüyle Adıyaman sanki Türkiye coğrafyasının özeti ve elbette bu özet her bir bölgenin kendine özgü ürünlerinin yetişmesine de imkan veriyor. Turunçgillerden zeytine, mısırdan buğdaya, pamuktan incire, üzümden nara Türkiye’de kaç çeşit meyve varsa neredeyse hepsinin bir temsili bulunuyor bu topraklarda. Elbette bu bitkisel çeşitlilik kendisi de topraktan yeşeren kültüre de yansıyor ve Adıyaman bu yönüyle ülkemizdeki sosyal, siyasal, etnik, dinsel, mezhepsel, ideolojik duruşların neredeyse hepsinin iç içe yaşadığı, birinin ötekinin sınırlarına ihmal etmediği, hor görü yerine hoşgörüyü egemen kıldığı çok özel bir coğrafya. Denebilir ki Adıyaman’ın bu hoşgörü iklimini bütün ülkeye yaydığımız an Türkiye’deki sosyal sorunların pek çoğu kendiliğinden ortadan kalkar. Ve ben bunda, Adıyıman’ın tarihi birikiminin hatırısayılır bir payı olduğunu düşünüyorum. Sümerlerden Antik Mısır’a, Roma’dan Bizans’a, Büyük Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve bugün de çağdaş Batı medeniyetine kadar neredeyse insanlığın köklü ve kadim birikimlerinin hepsine ya evsahipliği yapmış veya onların yüzü olarak varlıklarını bugüne tevarüs ettirmiş. Adıyaman adı gerçekten yaman olan ve o yamanlığın içine sağlam bir geçmişin oturduğu, umutlu bir geleceğe bakan keskin gözlü bir şimdiyi sığdırmış. Gücü de buradan geliyor, örnek alınası özellikleri de… Bugün cinsi, cibilliyeti, inancı, görüşü ne olursa olsun bir kişinin kendini rahatça ifade ettiği ve o ifade edişin faturaya dönüşmediği ender şehirlerimizden biri oluşu da memleketimin nasıl bir nezahet kültürü üzerine oturduğunu gösteriyor. Ve yine bundan dolayıdır ki hangi şehirde, kiminle konuşursam konuşayım Adıyamanlı imajı hep üst düzeyde, el üstünde tutulan harika bir imaj. Elbette aramızda bazı kötüler de vardır, elbette en muhteşem bahçenin bile kendine göre dikenleri, börtüsü böceği bulunacak, ama genele baktığımızda Adıyaman her rengin hem de muhteşem özüyle kendini bütünün parçası olarak yansıttığı, hiçbir rengin ötekinin önüne çıkma çabası içinde olmadığı, kaleydoskopik, göz alıcı bir renk halitasının egemen olduğu muhteşem bir memleket. Onu özlememizin, nereye gidersek gidelim burnumuzda kokmasının bir sebebi de belki dünyanın bile özlediği böylesi bir hoşgörü ortamına sahip olmasıdır. Umuyorum ki bu hoşgörü ortamı çeşitlenerek ve kuvvetlenerek varlığını sürdürmekle kalmaz, bu varoluşu dalga dalga başka memleketlere de taşır, dünyanın güzelleşmesine katkı sunmaya devam eder." ifadelerini kullandı.

 

"Her insan içine doğduğu kültürün, yaşadığı yerin, temsil ettiği memleketim sözcüsüdür"

 

Emre açıklamasının devamında, "Bu yönüyle baktığımda gerçekten bir Adıyaman'lı profili varsa o profilin hem çalışkanlığı ile öne çıkan hem tuttuğunu koparmak özelliği ile dolayısı ile mücadelesi ile sivrilen hem de ne kadar bazı şeylerin üstesinden gelmiş olursa olsun hayatın kendine özgü dengesini yitirmeyen dolayısıyla hırsa kapılmayan bir profil çizdi bende. Bunun çok kıymetli, çok değerli olduğunu düşünüyorum ve bu bilinçle Adıyaman'da yaşamak zorunda değil, ama memleketin neresinde yaşarsa yaşasın her Adıyamanlının oradan ayrıldıktan sonra da Adıyaman'a olan sevgisini, muhabbetini bir şekilde dile getirmesini, Adıyaman'a sırtını dönmemesini ve hangi işle iştigal ediyor olursa olsun kendi kapasitesi, kabiliyeti ölçüsünde Adıyaman'a hizmet noktasında tereddüt göstermemesini, böyle bir irade ortaya koymasını temenni ediyorum.  Aslında lokalden genele bakıldığında Adıyaman'dan çok fazla bilim, sanat ve kültür adamının, entelektüel insanın yetiştiğini görüyoruz. Temsiliyet noktasında bazı eksiklerimiz olabilir. Mesela bu yönüyle bakıldığında bütün bir Cumhuriyet boyunca, yüz yıllık süreçte Adıyaman'dan tek bir valinin çıkmamış olması bizi üzmektedir. Bu süreçte vali olma iradesine layık mutlaka bir bürokratımız yetişmiş olmalı ancak maateessüf ki siyaset buna fırsat vermemiş. Bu istisna bir tarafa bırakılırsa Adıyaman'da çalışmış çabalamış hem üst düzey bürokraside hem siyasette hem de öteki kurumsal yapılarda çok ciddi, hayati derece önemli konumlarda yer tutmuş hemşerilerimiz vardır ve onlar inanıyorum ki işlerinin ehli olarak memleketin birlik beraberlik içinde geleceğe götürülmesinin önemli figürleri olarak emeklerini sonuna kadar harcamaktadır. İş adamlarımız var, akademisyenlerimiz var, rektörlerimiz var,  müşavirlerimiz, kaymakamlarımız, vali yardımcılarımız var. Hâlihazırda yargının üst düzeyinde Danıştay'da, Sayıştay'da Anayasa Mahkemesi'nde çok hatırı sayılır sayıda ve nitelikte hemşerilerimiz var." şeklinde konuştu.

 

Emre Ankara'da bulunan Adıyamanlılar Vakfı olarak çalışmalar yaptıklarını belirterek, "Dolayısıyla bu insanların bulundukları yerde bu başarıları aynı zamanda Adıyaman'ın başarısı olarak da görülebilir. Çünkü sonuç itibariyle her insan aynı zamanda memleketinin yetiştirdiği, onun havasını suyunu almış, onun toprağının eseridir. Sadece oranın fiziksel iklimine değil, aynı zamanda kültürel iklimine de muhatap olmuş ve bütün onların yan yana gelerek oluşturduğu bir sentez kimliktir her insan. Bu yönüyle baktığımızda Ankara'nın başkent olması burada çok önemli bir durum ortaya koyuyor öteki illerden. Biz hemşerilerimiz olarak sayın vekilimiz Şevket Gürsoy öncülüğünde, Adıyaman İl ve İlçeleri Dayanışma vakfında, bazen haftanın bir günü, bazen ayda bir, bazen de önemli gün ve haftalarda yan yana geliyoruz; hem memleketin meselelerini konuşuyoruz hem de hasret gideriyoruz. Yapıcı bir dille memleketimize dair varsa kaygılarımız, endişelerimiz onları dile getiriyoruz. Umut vaat eden bazı gelişmeler olduğunda bu sevincimizi beraber paylaşıyoruz. Elbette memleketimize, Adıyaman'a ona dair birtakım düşüncelerimiz, Adıyaman'ın geleceğine yönelik olarak projelerimiz varsa bunları sesli bir şekilde dinlendirmeye çalışıyoruz."dedi.

 

Adıyaman turizminin gelişmeme nedenleri var

 

Prof. Dr. Emre Adıyaman'ın Kadim tarihinin tanıtılmadığını, bundan dolayı Adıyaman'ın turizmde hak ettiği yerde olmadığını belirterek, "Birkaç sebebi vardır: Birincisi bence tanıtımla ilgili olmalı. Yani sonuçta nitelik orada o şekilde durur ama o niteliği görecek göz, oraya bakmadığı sürece o nitelik her zaman kenarda durmakla yetinmek zorunda kalır. Dolayısıyla bence burada bütün Adıyamanlılara hangi şehirde yaşarsa yaşasın Adıyaman'ı tanıtmak gibi, Adıyaman'ın değerlerini gündeme taşımak gibi bir misyon verilmeli. Ya da bu İnsanlar kendileri böyle bir görevi üstlenmeli birincisi bu diye düşünüyorum. Yani bazısının çok az şeyi vardır ama öyle bir tanıtım yapar ki muhteşem bir görüntü ile karşı karşıya kalırsınız. Bazısının da aslında hiçbir şeyi yoktur ama onu öyle bir pazarlar ki gözleriniz açık kalır. Devir beğenmesek de reklam ve imaj devri ne yazık ki. Nemrut’u, Cendere’si, Kommagene’si, Samsatlı Lukianos’u ve daha bilmediimiz neleri neleri var memleketimizin ama böylesi muhteşem bir mirasın üzerinde oturup kendinden habersiz mirasyediler gibi, tadını çıkarmanın ötesinde bir şey yapmıyoruz. Çünkü kadir kıymet bilmek biraz da sahip olduklarını güncellemekle, onu hayatının bir parçası yapmak ve başka insanlarla buluşturmakla mümkündür. Mesela belediye bu şehre, şehrin tarihine, coğrafyasına, kültürüne dair neden Türkiye çapında yarışmalar düzenlemiyor. Film yarışmaları, hikaye, şiir yarışmaları, şehir estetiği yarışmaları, sportif ve kültürel faaliyetin envai çeşidi bulunabilir. Neden zenginliğimizi kendimiz çalıp kendimiz oynayalım ki, izin verelim bu güzellikten, burayı bilmeyenler de yararlansın. Turizm kısmının da çok önemsiyorum. Doğa turizmi, kış turizmi, yaz turizmi, hatta güz turizmi için imkanlar yaratılabilir. Bunun dışında Adıyaman'ı temsil eden kurumsal yapıların da bir özeleştiri yapmalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Herbir kurum kendisi ile alakalı olarak Adıyaman'a ne verebileceğini düşünürse Adıyaman'ın geleceği bugünden çok daha iyi olur diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

 

Emre son olarak, "Zübeyir Bey'e bu cümleleri kurma fırsatı verdiği için ayrıca misafirperverliğinden dolayı, Kemal Arslan beyefendiye, büyüğümüze de saygılarımı, muhabbetlerimi iletmek istiyorum." ifadelerini kullandı.