BESLENMENİN TADI TUZU
Diyetisyen Nida Doğan

BESLENMENİN TADI TUZU

Tuz tüketiminde dünyada ilk sıralarda yer alan ülkelerdeniz. ‘‘Dünya Tuz Farkındalık Haftası’’ da
olunca bilinen ama uygulanmayan bilgileri tekrarlamak ve uygulama noktasında biraz hatırlatıcı, biraz
ısrarcı, biraz yardımcı olmak için yazımı kaleme alıyorum.
Aşırı tuz tüketimi herhangi bir rahatsızlık olmasa bile başta kalp rahatsızlıkları olmak üzere pek çok
ciddi hastalığa zemin hazırlamaktadır. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları obezite,
şeker hastalığı ve kemik erimesi gibi daha birçok hastalığa kapı açmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü günlük tüketilmesi gereken tuz miktarının, 5 gramı (1 tepeleme çay kaşığı veya 1
silme tatlı kaşığını) geçmemesi gerektiğini önermektedir.
Herhangi bir otoimmun rahatsızlığınız yoksa iyotlu tuz kullanılmalıdır. Kaya ve deniz tuzu kullanılabilir.
Kaya ve deniz tuzların tadı klasik tuzlara oranla daha az belirgindir. Bu sebeple yemekte tuzun tadını
alana kadar eklenen tuz ile fazladan sodyum alımı söz konusu olacaktadır. Bu noktada dikkatli
olunmalıdır.
Tuzluklar sofralarımızın başköşesini dolduranı, ilk gelip en son gideni olmamalıdır. Mümkün
olduğunca sofralarımızdan ve evlerimizden tuzluklar kaldırılmalıdır.
Yemekleri pişirirken kullanılan tuz miktarı azaltılmalı ve besinlerle birlikte alınan tuz miktarıyla
yetinilmelidir.
Besin sanayisinde kullanılan ve genellikle ambalajlı besinlerin, besin etiketinde yer alan mono sodyum
glutamat, sodyum nitrat, sodyum bikarbonat, sodyum sitrat, sodyum askorbat vb. tüm sodyumlu
bileşiklerin tüketimine dikkat edilmelidir. Çünkü bunlar besinin tuz/sodyum içeriğini artırmaktadır.
Hazır soslar (soya sosu, ketçap sos, barbekü sos, tartar sos, salsa sos, hardal, makarna sosu
gibi),atıştırmalık ürünler (cips, tahıl bazlı bar, meyve bazlı bar, ekstrüde ürünler, patlamış mısır gibi),
tuzlanmış kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kavurga, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, her
türlü çekirdek içi vb.), turşu ve salamura (siyah ve yeşil zeytin, sebze turşuları), balık konserveleri,
tuzlanmış, tütsülenmiş ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri ile aromalı/aromasız,
doğal/doğal olmayan mineralli içecekler yüksek miktarda tuz içermeleri nedeniyle az tüketilmelidir.
Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, kurutmalıklar, yaprak salamurası vb.
yiyeceklerin tuz içeriği fazladır. Bu nedenle daha az tüketilmeli ve hazırlarken yüksek miktarda tuz
kullanımından kaçınılmalıdır.
Salamura ürünlerin tuz içeriğinin azaltılması için suda yıkama ve bekletme gibi işlemler uygulanmalı.
Satın alınan işlenmiş ürünlerin etiket bilgisi mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ürünler
tercih edilmelidir.
Ambalajlı gıdalar mümkün olduğunca tüketilmemeli ya da etiket bilgisi okunmalı, tuz ve tuz yerine
geçen maddelerin miktarları daha düşük olanları tercih edilmelidir.
Dışarda tüketilen öğünlerin mümkünse az tuzlu veya tuzsuz hazırlanması istenmelidir.
Tuz yerine doğal lezzet arttırıcılar (soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke, biber vb.) kullanılmalıdır.
Tuzla kavrulmuş kuru yemişler yerine, çiğ kuru yemişler tercih edilmelidir.

Fazla tüketilen tuz ile ödem problemlerinin de çözülemeyeceği bilinmeli ve mutlaka tuz tüketimi ile
birlikte vücuda yeterli miktarda su alımı sağlanmalıdır.
Damak tadı değiştirilebilir ve geliştirilebilir bir yapıya sahiptir. Denemekten korkmayın. Asla demek
yerine, yapabilirim diyerek; sağlığınız için, gelecek için bir adım atın. Hayatınızın tadı tuzu yerinde
olsun istiyorsanız, beslenmenizin tadından ve tuzundan biraz fedakarlık yapmanız gerekebilir.
Sağlıklı günler diliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
SANKO OKULLARI GAZİANTEP'İN GURURU OLDU .
SANKO OKULLARI GAZİANTEP'İN GURURU OLDU .
Gölbaşı Belediyesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Yolculuğu Başladı
Gölbaşı Belediyesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Yolculuğu Başladı